Özdeşlik ve Temsil Arasında İbn Sina Epistemolojisi


Konuşmacı İbrahim Halil Üçer
Moderatör Ömer Türker

Nazariyat Konuşmaları başlıyor!

İbrahim Halil Üçer’in “Özdeşlikten Temsile: İbn Sînâ’ya Göre İnsani Nefste Bilen-Bilinen Özdeşliği Sorunu” başlıklı araştırmasının tartışılacağı Nazariyat Konuşmaları’nın ilkine davetlisiniz.

Makalenin tamamını okumak için tıklayınız.

İnsani düşünen öznenin bilfiil akletme esnasında kendi akletme nesnesiyle ne tür bir ilişkiye sahip olduğu, bir başka deyişle bilfiil akletmenin ne anlama geldiği meselesi İbn Sînâ epistemolojisinin en önemli meseleleri arasında yer alır. İbn Sînâ bu meseleyle ilgili, Aristoteles’in De Anima 3.4’ünde ortaya konularak kendisine kadar ulaşan bir akıl-makul özdeşliği teorisini tevarüs etmiştir. Bu çalışma İbn Sînâ’nın, bilfiil akletme esnasında aklın kendi akletme nesnesiyle bir olduğunu savunan bu teoriyle ilgili nihai tutumunu belirleme amacı taşımaktadır. Bununla birlikte filozofun nihai tutumunu belirleme hususunda bazı zorluklar bulunur. İbn Sînâ erken dönem eserlerinden el-Mebde’ ve’l-me‘âd’da özdeşlik tutumunu kabul etmiş, daha sonra eş-Şifâ/en-Nefs ve el-İşârât’ta Forfiriyos’a atfettiği, ancak gerçek muhatabının kim olduğu belirsizlik taşıyan bir özdeşlik tutumunu sert bir şekilde reddederek akledilirlerin gayrimaddi temsili fikrini savunmuş, diğer taraftan eş-Şifâ/en-Nefs sonrasındaki eserlerinde de hâlâ bir tür ittihat dilini kullanmaya devam etmiştir. Makale İbn Sînâ külliyatını bu sorun etrafında aporetik bir okumaya tabi tutmaktadır. Buna göre İbn Sînâ akledilirler için bağımsız bir konu elde etmesini mümkün kılacak aracısız zati farkındalık idraki ile dolaylı zati taakkul arasında bir ayrıma sahip olmadığı el-Mebde’de ittihat görüşünü savunmuş, ancak bu ayrıma zemin teşkil eden “uçan adam” metaforunu kullandığı eş-Şifâ/en-Nefs’ten itibaren temsil yaklaşımına geçerek sonraki eserlerinde tutarlı bir şekilde bu yaklaşımı sürdürmüştür. Bu yaklaşımı sürdürdüğü eserlerde kullandığı ittihat terminolojisi ise sayıca bir olma anlamında güçlü değil, akledilirlerin gayrimaddi anlamda temsili anlamında zayıf bir özdeşlik fikrini ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bu sonucun İbn Sînâ’nın tevarüs ettiği akletme teorileri açısından nasıl bir bağlama yerleştirilebileceği ve filozofun reddettiği Forfiriyosçu tutumun gerçekte kime veya kimlere ait olabileceği soruları makalenin üzerinde duracağı diğer meseleleri teşkil eder.

Sunumun Kaynağı: İbrahim Halil Üçer, Özdeşlikten Temsile: İbn Sînâ’ya Göre İnsani Nefste Bilen-Bilinen Özdeşliği Sorunu, Nazariyat İslâm Felsefe ve Bilim Tarihi Araştırmaları Dergisi 4/2 (Nisan 2018): 1-53.

Tarih Başlangıç Bitiş Yer
05 Ekim 2019 19:30 21:30 İLEM Teras Salon
Takvime Ekle
Özdeşlik ve Temsil Arasında İbn Sina Epistemolojisi