Schopenhauer'de İrade Ahlak İlişkisi


Konuşmacı Ahmet Uğurlu

Schopenhauer, Kant’ın bilinemez olarak kabul ettiği numenal alanı felsefi açıdan tanımlama çabasına girmiştir. Schopenhauer, varoluşa bitmez tükenmez bir kaynak olarak kabul ettiği kendinde varlık alanını irade olarak adlandırmıştır. İradede bulunan bu varoluşa kaynaklık isteği hem cansız varlıklarda hem de insanların da dahil olduğu canlı varlıkların dünyasında mücadeleye sebep olmaktadır. Bu mücadele, acıya duyarlı olan canlıların dünyasında ızdıraplara neden olduğu için Schopenhauer yaşamı kötü olmakla nitelendirmektedir. Ona göre bu acımasız yaşamdan yüz çevirmek ahlakın yegane şartıdır. Schopenhauer bu irade ve ahlak düşüncesi nedeniyle tek tanrılı dinlere eleştirilerde bulunmaktadır. Bu dinlerin tanrıyı insan biçimci bir formda sunmalarının insanlar arasındaki mücadeleyi artırdığını ve bunun da büyük acılara kaynaklık ettiği ileri sürmektedir. Schopenhauer tek tanrılı dinlerden bahsederken kastının çoğunlukla Yahudilik ve Hıristiyanlık olduğunun bilinmesi gerekir. Bütün bunlara rağmen sahip olduğu kötümser düşünce hasebiyle, Hıristiyanlıktaki  düşüş inancına sıcak yaklaşmaktadır. Aynı zamanda da Hıristiyanlığın düşüş teolojisinin sonucunda oluşan engisizyon mahkemelerini de eleştirmektedir. Bu, yaşama kötümser yaklaşmanın diğer canlılara karşı her zaman merhamet üretmeyeceğini göstermesi açısından önemlidir. Bu sunumda Schopenhauer’in iradeyi merkeze alarak savunduğu merhamet etiğinin ve buna bağlı olarak tek tanrılı dinlere yaptığı eleştirilerin haklı gerekçelere dayanmadığı savunulmuştur. 

Tarih Başlangıç Bitiş Yer
05 Nisan 2014 16:30 18:00 İlmi Etüdler Derneği
Takvime Ekle
Schopenhauer'de İrade Ahlak İlişkisi
İlmi Etüdler Derneği