GELENEĞİN BİRİKİMİNDEN YENİ BİR DÜŞÜNCENİN İNŞASINA...

BAĞIŞ E-BÜLTEN

25 Kasım 2020

İLEM 1. Yazı Kampı Tamamlandı


İlmi Etüdler Derneği’nin (İLEM) bu yıl ilkini gerçekleştirdiği Yazı Kampı, 18, 19 ve 20 Kasım tarihlerinde online olarak ilgilileriyle buluştu. 3 gün boyunca yapılan 8 oturumda birbirinden değerli hocalar “Nasıl Daha İyi Yazabilirim?” konusu üzerinde durdular.

İLEM, geçtiğimiz günlerde yazı-eser üretimine dair geniş yönlü bir etkinliği duyurmuştu. Yoğun ilgiyle karşılanan programda iyi yazmanın püf noktaları her oturumda vurgulandı.

Moderatör eşliğinde ve söyleşi şeklinde düzenlenen programa ilk gün İsmail Kara, A. Ali Ural ve İhsan Fazlıoğlu katıldı. İkinci gün katılımcıları Ahmet Murat, Cihan Aktaş ve İbrahim Halil Üçer olurken son gün katılımcıları ise Lütfi Sunar ve Mustafa Özel idi.

Akademik Metinler Sıkıcı Olmak Zorunda mı?

 

İLEM Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Macit’in takdimiyle başlayan ilk gün oturumlarında “Yazıya Dair Tecrübeler” üst başlığı ele alındı. Ahmet Köroğlu’nun moderatörlüğünde “Akademik Metin Kuru ve Sıkıcı Olmak Zorunda mı?” başlıklı ilk oturumun konuğu İsmail Kara oldu. Kara, “Akademik metinleri sıkıcılıktan kurtarmanın asgari şartı deneme, hatırat gibi farklı yazma biçimlerine ehemmiyet göstermek ve bu alanlarda yazmaya dair gayret sarf etmektir.” dedi. Kara ayrıca, "Bir bilim adamının bir miktar münzevi olmak zorunda olduğunu vurgulayarak “aktüalite ile yaşayan insandan bilim adamı olmaz. Bilim adamı olmanın inziva gerektirdiğini unuturlarsa büyük bir bilim ve fikir adamı olamazlar." vurgusu yaptı.

 

İkinci oturumun konuğu ise A. Ali Ural idi. Yusuf Temizcan moderatörlüğünde gerçekleşen oturumun başlığı “Hayat ve Gerçek Arasında Edebiyat” oldu. Kendi yazma serüvenine değinen Ural,"Yazmak isteyenlere tavsiyem, şu veya bu yöntemlere girmekten çok kendileriyle baş başa kalacakları bir zaman yaratmalarıdır. Bu kalabalıkta veya yalnız olabilir. Örneğin Mustafa Kutlu kahvehanede yazar, kalabalıktan bir duvar örer etrafına." dedi. Ural ayrıca, bilimsel bir metinle uğraşırken farklı türlerde yazı yazmak isteyenlerin Türkçeye hakim olmaları gerektiğinin altını çizdi. 

 

İzleyiciler ikinci günün son oturumunda İhsan Fazlıoğlu’na kulak verdi. Kübra Bilgin Tiyarki moderatörlüğünde, “İz Bırakmak, İz Sürmek: Bir ‘Mâ-cerâ’ Olarak Yazı” başlığıyla gerçekleşen son oturumda Fazlıoğlu, "Akademik metinler bütüncül yapı oluşturularak, anlatı halinde aktarılırlarsa iyi birer metin olurlar. Peki, bu noktada bir metni kendine mâl etmek nasıl olur? Eğer İlkokul 5. sınıf öğrencisine anlatabiliyorsan mâl etmiş olursun kendine. Anlayan, anlatır.” diyerek bütüncül okumanın önemine değindi.

 

"Yazma Uğraşı" temasıyla başlayan ikinci gün ise yine 3 oturum şeklinde gerçekleşti. İlk oturumda “Süreli Yazmak, Sürekli Yazmak” başlığıyla konuşmacı Ahmet Murat oldu. Hamdi Çilingir moderatörlüğünde başlayan oturumda Murat, "Benim yazma günüm Cuma'dır. Kendime hedef koyuyorum ve bir seferde yazmayı planlıyorum. Vaktim varsa bekletiyorum çünkü yazıdan uzaklaşmak, ona yabancılaşmak yazıyı daha soğuk kanlı değerlendirmeye yol açıyor." diyerek kişisel tecrübelerini izleyicilere aktardı.

Yazı Katlanılmış Bir Yalnızlıktır

İkinci oturumun konuğu ise Arife Gümüş moderatörlüğünde Cihan Aktaş oldu. Aktaş, “Niçin Bir Öykü Yazmak İsteriz?” başlığıyla başlayan oturumda Aktaş, "Yazmak, her şeyden önce varlığın heyecanına katılmak, o heyecanı korumaktır." dedi.

İzleyiciler ikinci günün son oturumunda “Bir Düşünme Yolu Olarak Yazı” başlığıyla İbrahim Halil Üçer’e kulak verdi. Burak Yuvalı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Üçer, "Yazı, katlanılmış bir yalnızlıktır. Düşünmeyle beraber şeylerle aramıza mesafe koyarız. Yazıyla beraber ise düşünmeyle aramıza bir mesafe koyarız. Çünkü yazı kendiyle söyleşmenin dışsallaşması demektir." diyerek yazı – düşünce arasındaki ilişkiye değindi. 

Kamptaki üçüncü günün ilk oturumunda konuk olan Lütfi Sunar “Fikri Hareketlilik, Etkileşim ve Süreklilik: Mesele, Soru ve Yazı” başlığıyla programda bulundu. Yazının da bir alışkanlık haline getirilmesini savunan Sunar, "Bizim hayatımızı oluşturan şeyler alışkanlıklardır. Alışkanlıkları tekrarla elde ediyoruz. Bir ilmi uğraşın olmazsa olmaz çıktısı olarak yazmayı belirledikten sonra gününün belirli bir oranında yapması gerekiyor ve bunu sürdürmesi gerekiyor." dedi. Oturumun moderatörlüğünü ise Latif Karagöz gerçekleştirdi.

Kampın son gün ve son oturumunda ise Talha Erdoğmuş moderatörlüğünde Mustafa Özel ağırlandı. “Roman Diliyle Hayat” başlığıyla düzenlenen son oturumda Özel, "Balzac: Ben değerlerin dönüşümünün tarihçisiyim, diyor. Roman, tarihi bir şey olsa da, kahramanı Cengiz Han bile olsa bugünü anlatan bir şeydir. Ancak bir yandan da roman performatif, icrai etkisi olan bir şey." dedi.

Program esnasında alınan notlar anlık olarak İLEM Twitter hesabında paylaşıldı. Yazı Kampının önümüzdeki dönemde devam edeceği vurgulandı.