Etno-Milliyetçilik ve Türkiye'de Toplumsal Meselelere Yansıması


Konuşmacı Ahmet Yıldız

Akademik çalışmaları her yıl bir konferans ile sonlandıran İlmî Etüdler Derneği, 2011 - 2012 yılı kapanış konferansını, Ahmet Yıldız'ın 'Etno-Milliyetçilik ve Türkiye'de Toplumsal Meselelere Yansıması' isimli konferansıyla gerçekleştirdi.

Konuşmasına Türkiye'de etno-milliyetçiliğin tarihî geçmişine referanslar vererek başlayan Yıldız, Ermenileri 'Milleti Sadıka' olarak görmemizin sebebini irdeleyerek bu sıfatın onlara, diğer Balkan milletleri gibi ayrılıkçı hareketlere girmedikleri için verildiğinden bahsetti. Yıldız, sonraki süreçte insanların kendilerini bir hanedanlığa bağlılıktan ziyade, millî bir zeminde anlamlandırmaya başladıklarını ve bu dalgaya geç de olsa Ermenilerin de dâhil olduğunu belirtti. Milliyetçilik hareketlerinin çıkmasının ardından, milliyetlerimizin bir aidiyetten çıkıp bir kimlik haline geldiğini belirten Yıldız, bu anlamda mevcut bütün milliyetçiliklerin etnik olduklarını ya da en azından etnik bir boyut taşıdıklarını belirtti.

Kemalist ulus inşa projesinin Türklüğü araçlaştıran bir içeriğe sahip olduğunu belirten Yıldız, Kemalizm'in Türklüğü bir araç olarak kullanarak topyekûn batılılaşmayı amaçlayan bir modernleşme projesi ortaya koyduğunu ve bu projede Kürtlerin Türkleştirilmesinin de önemli bir amaç olduğunun üzerinde durdu.

Yıldız, ulusçuluğun devletle alakalı bir şey olmadığını, yani bir ulusun kendini koruyabilmesi için tek yolun devletleşme olmadığını nitekim Almanların bir devletleri olmadan Alman ulusunu kurabildiklerinin ve bunu koruyabildiklerinin altını çizdi.

Aydınlar tarafından bir ulusu diğerlerinden ayıran dil, kültür, folklor ve tarihin yaratılmasıyla birlikte siyasi kimliğin oluşturulduğunu ve böylece ulusun ortaya çıkarttığını belirten Yıldız, Osmanlı'nın son dönemlerinde, özellikle Balkanlar'da bunun örneklerini çokça görebileceğimizi belirtti. Yine Osmanlı'nın kendisinde de II. Meşrutiyetle beraber bunun emarelerini gördüğümüzü; Türkçe'nin, İttihat ve Terakki tarafından diğer Arnavutluk ve Arap eyaletlerinde yayılmaya çalışıldığını belirten Yıldız, böylece karşı Milliyetçiliğin hızlandığının altını çizdi.

Yıldız, Cumhuriyet'le beraber oluşturulmak istenen toplumda, bütün farklılıkların ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, bu anlamda cinsiyet (toplumsal) farklılıkların, sınıf kimliklerinin vs. toptan reddedildiğini, bütün çatışma alanlarının yok sayıldığını ve ulusal anlamda da tek bir ulusun kabul edildiğini ifade etti. Böylece sivil toplumun olmadığını, örgütlenme anlamında sadece devletin ve onun partisi olan CHP'nin olduğu bir toplumsal tasavvurun pratiğe döküldüğünü belirten Yıldız, bu politikanın uygulamada birçok örneğini görmemizin mümkün olduğunu söyledi. Yıldız, Batılı müziğin, Batılı zaman biriminin, Batılı yaşam biçiminin, Türk kavramıyla bize sunulduğunu ifade ederek Türkleşmenin, Batılılaşmak için bir araç olarak kullanıldığını ortaya koydu. İslam dışı bir kimlik oluşturulmak için Türklüğün bir meşrulaştırıcı olarak kullanıldığını, Türklüğün bu şekilde kurulurken diğer Müslüman ama Türk olmayan unsurların ise yok kabul edildiğine değinen Yıldız, bu unsurların kitaplar- dan düşürüldüğünü ve tarihte sanki hiç yaşamamışlar gibi davranıldığını belirtti.

Kemalizm'in, eğitim sürecini Kürtlere ve dindarlara kapattığını; ama Demokrat Parti ile başlayan süreçte, bu kesimlerin yavaş yavaş bu alanlara girmeye başladıklarını söyleyen Yıldız, dindarların, bu süreçte Soğuk Savaş dönemi özelliklerinin de etkisiyle mücadelelerinde oldukça milliyetçi bir dil kullanmaya başladıklarını belirtti. Bunun örneklerini, günümüz de birçok kurum ve kişilerde görmemizin mümkün olduğunu belirten Yıldız, Kürt milliyetçiliğinde de benzer durumun yaşandığını, 1930'lara kadar devam eden Kürt hareketlerinin medrese temelli hareketler olduklarını ve dine dayandığını, sonrasında bu hareketlerin de Türk milliyetçiliğine benzer şekilde seküler bir çizgiye kaydığını ifade etti.

Diğer bir meselenin de sınırların yapaylığı olduğunu belirten Yıldız, sınırların herhangi bir coğrafi, dinî, etnik, kültürel farklılık olmaksızın keyfî sınırlar olduğunun altını çizerek sınırın ardındaki insanlarla olan bütün bağları koparmamızı bize telkin ettiğini ifade etti. Yıldız, eğer şu an sınırların bu yapaylığını görmüyorsak ve bu sınırları milliyetçi sapmalarımız nedeniyle mutlaklaştırmışsak bunun oldukça problemli bir durum olduğunu ifade etti. Bu milliyetçi sapmadan kurtulabilmek için yeniden bir İslami duruşla buluşmamız gerektiğini ifade eden Yıldız, bunun örneğini Malcolm X'in hayatında gördüğümüze değindi. Öncesinde siyah ırkın üstünlüğüne inanan Malcolm X'in, Hac esnasında Kâbe'de bütün renkten insanların kardeşlik içerisindeki hallerinden etkilediğini ve böylece bu düşüncesinden vazgeçerek İslam Kardeşliği temelli bir düşünceyi benimsediğini belirten Yıldız, bizim de zihinlerimizde buna benzer bir değişikliğe gitmemizin zaruriyetini ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.

Tarih Başlangıç Bitiş Yer
12 Mayıs 2012 18:00 20:00 İLEM Konferans Salonu
Takvime Ekle
Etno-Milliyetçilik ve Türkiye'de Toplumsal Meselelere Yansıması
İLEM Konferans Salonu