E-Bülten Kaydı

2014-2015 İLEM EĞİTİM PROGRAMI DÖNEM ARASI KAMPI / DÜZCE AKÇAKOCA

Aynı derdi paylaşan kardeşlerin; aynı mekan ve zamanda hemhal olup dertlerini paylaşarak dert ortağı olması ve bu vesileyle kardeşliklerini pekiştirdikleri yeni yeni arkadaşlar edindikleri, maddi dertlerden bunalmanın aksine manevi dertlerle dertlenip bizi ‘insan’ yapan dert sahibi olmakla, insanlığımızı bize hatırlatan ve yüreğimizi ferahlatan gülüp eğlendiğimiz bir yandan sohbetimizi ettiğimiz bir yandan kitaplarımızı okuduğumuz Akçakoca kampımıza ulaşmak için bir Şubat günü Cuma namazına müteakip; biraz gecikmeyle de olsa yolumuza koyulduk. Yollar insanı yorsa da otobüsümüzde büyüklerimizin hep bir ağızdan söylediği marşlar eşliğinde ve yine sohbetlerle dolu bir yolculuk geçirdik. Kamp alanımıza vardığımızda ise başlangıç olarak çamurlu yollarda akşam sporunun ardında Düzce-Akçakoca Milli Takımlar Kamp alanı binası giriş yaptık.

Akşam dinlenmemizin ardından kampımızın en merak uyandırıcı olan ve herkesi içine alan ilk etkinliği ‘’tanışma’’ ile başladı. Ben tanışma diyorum ama siz onu sadece tanışma olarak soğuk bir şekilde isim-soyisim-okulun söylendiği söylenip geçildiği sıradan bir faaliyet olarak düşünmeyin. Herkesin içinden kendi hayatından, tecrübelerinden, hayatına yön veren olaylardan bahsettiği samimiyetle içini açıp kendini anlattığı ortalama 10 dk süren kimi arkadaşlarımızın yarım saatten fazla kendinden bahsettiği ve dinlerken yorulup dikkatimizi dağıtıp başka yöne bakmadığımız merakla kamp arkadaşlarımızı tanıdığımız güzel bir etkinlikti… Hatta geldiğimiz güne sığmayıp ertesi günde devam ettirdiğimiz 5 saate yakın süren herkesin memnun kaldığı bir etkinlik… Tanışma dedik ama yalnızca tanışma ile sınırlı değildi kampımız. Tanışmanın yanı sıra kestanelerimizi yiyip muhabbetimizi ettik sonrasında Ayşe Şasa’nın Bir Ruh Macerası isimli kitabıyla Modernleşen Türkiye’de Ayşe Şasa gibi zamanının İstanbul sosyetesinde yetişen ve ilk Dadı dili öğrenip Amerikan kolejlerinde yetişen bizden birinin, içine düştüğü buhranı ve aydınlığa çıkan yolunu görme fırsatı bulduk. Akşam vakti Ömer Türker hocamızla geçen sohbetimizde ise istenip mücadele verildiğinde istenilenin yapılabileceği konusunda hocamızın deneyimlerini ve Batı’nın çizdiği ‘’biz’’in içinde bulunduğu durumu dinledik. Ve son olarak da izlediğimiz de ‘şimdi bu film bize ne anlattı, hepsi bu muydu’ sorularıyla baş başa kaldığımız ama Ramazan abimizden aldığımız imgesel bir ipucuyla ‘Vay bee ’  diye hayret ettiğimiz Andrey Zvyagintsev’in ‘The Return’ filmi ile de kampımız genel manada hem bir ilim yuvası hem de etkinliklerin olduğu güzel bir kamp oldu.

Karadeniz’in hırçın dalgalarının sahilimize vurduğu kampımızda sabah erkenden kalkıp sahil boyunca ve orman içerisinde gezmenin tadı da bir başkaydı doğrusu. Yemeklerinin afiyetle yendiği, namazlarımızın cemaatle kılındığı kampımız genel manada çok güzeldi ancak İnşallah bir daha ki kamplarda ayakkabılarımızı çıkartıp sohbet ortamlarının diz bükerek oturduğumuz daha güzel bir ortam da kampımızı yaparız.

Pazar akşamı da Üsküdar’ımıza dönerken kampımızın güzel anlarını hatırlarımıza kaydetmiş olduk.

Değerlendiren: Ahmet Karaca, İLEM Eğitim Programı, I. Kademe Öğrencisi

İLEM - İlmi Etüdler Derneği

TARAFINDAN HOST EDİLMEKTEDİR.