E-Bülten Kaydı

Doğu Batı Arasında İslam Birliği İdeali: Aliya İzzetbegoviç

Son yüzyılın önemli Müslüman düşünürü ve büyük devlet adamı Aliya İzzetbegoviç, on yıl önce İslam toplumlarına önemli idealler bırakarak aramızdan ayrıldı. Dostları ve Aliya’nın düşünceleri üzerine çalışma yapan uzmanlar vefatının onuncu yılında onu anmak ve İslam birliği ideali etrafındaki düşüncelerini tartışmak için İlmi Etüdler Derneği ve Üsküdar Belediyesi’nin birlikte düzenlediği “Doğu-Batı Arasında İslam Birliği İdeali” başlıklı uluslararası bir sempozyumda bir araya geldi. Bu sempozyumda sunulan tebliğler, yazarları tarafından gözden geçirilerek okuyucuların istifadesine sunulmak üzere bir kitaba dönüştü. Aliya’nın mücadelesi ve düşünceleri merkeze alınarak hazırlanan makaleler “İslam Birliği İdeali” çerçevesinde yeni çözümler üretebilme amacı taşıyor.

Bosna’nın geçirdiği zor günlerde yaşananlara seyirci kalmayarak eleştirilerini sert ve sivri bir üslupla çeşitli dergi ve köşe yazılarında dile getiren Amina Siljak Jesenkovic makalesinde İslam birliği idealini bir ideolojinin ötesinde bir yaşam tarzı haline getiren Genç Müslümanlar Örgütünün kuruluşu, fikri yönelimleri, kadın kollarının çalışmaları, maruz kaldığı engellemeler ve cezalandırmalarla birlikte değerlendirdi. Aliya İzzetbegoviç’in düşünceleri üzerine çalışmaları bulunan Faruk Karaaslan, son yıllarda özellikle Müslüman sosyal bilimciler tarafından sıklıkla gündeme getirilen; medeniyet tartışmalarına, Aliya İzzetbegoviç’in metinleri ve siyasal pratikleri üzerinden nasıl bir perspektif geliştirilebileceği konusunu sorunsallaştırıyor. Karaaslan bu bağlamda, makalesinde medeniyet-kültür ve medeniyet-teknik gerilimlerinde İzzetbegoviç’in nasıl bir konum aldığı ve bu konumun siyasi konjonktüre bağımlı olarak son yıllarda gündeme gelen medeniyetin ihyası/inşası söylemlerinin neresinde kaldığı ile ilgili analizlerde bulunuyor. İslami hareketlerin yapıları üzerine derinlemesine ve nitelikli çalışmaları bulunan Alev Erkilet ise İslamcı bir dilin zemini olarak Aliya’nın İslamcı düşünceyi temellendirmekte kullandığı bütüncü(l) yaklaşımı ontolojik ve epistemolojik boyutlarıyla ele alıyor. Erkilet, Aliya’nın Batı felsefesine içkin olan dikotomilerle nasıl hesaplaştığı, bu çerçeveden hareketle İslami düşünceyi nasıl temellendirdiği ve bu düşünceyi İslamcı mücadelenin temeline nasıl yerleştirdiğini çözümlemeye çalışıyor. Mustafa Aydın, Aliya İzzetbegoviç’in düşüncesini ütopya ve dram matriksleri üzerinden değerlendiriyor.

Aliya’nın düşüncesi, inancı ve pratiği ile İslam’ın kurucusu olduğu bir siyaset felsefesinin yeniden gündeme gelmesine ve imkanlarının tartışılmasına önemli katkılarda bulunduğunu düşünen Mustafa Aydin, makalesinde Aliya İzzetbegoviç’in siyaset felsefesinde “olan” ile “olması gereken”, “araç” ile “amaç” arasındaki ilişkiyi ahlaki bir temelde yeniden tartışıyor. Aliya İzzetbegoviç’in siyasi projesi olan Demokratik Hareket Partisi (SDA) üzerine çalışmalarda bulunan Tarkan Tek ise makalesinde kuruluşundan günümüze kadar Bosna-Hersek yönetiminde kesintisiz olarak bulunan ve önemli roller oynamış bir siyasal parti olarak SDA’nın çalışmalarına yer veriyor. Cihangir İslam ise İzzetbegoviç’in ahlakı, kaderi ve teslimiyetini analiz ederken çağrısının Batı kültürü ve özellikle yıllarca materyalist dayatma altında kalmış Müslüman topluma ve aynı zamanda bütün insanlara yapılan bir çağrı olduğuna dikkat çekiyor.

Aliya’nın İslam dünyasına bakışını değerlendiren Kazım Hacımeyliç, insanlığın krizine çıkış yolu olarak Aliya’nın öngördüğü İslami orta yolu değerlendiriyor. Aliye Çınar Köysüren “Aliya’nın düşüncesinde din ve İslam” başlıklı yazısında batıda yaşamış, Doğu ve Batı sentezini harmanlayan ve gözlemleyen yaşamıyla adeta, Doğu ve Batı arasındaki kırılmalara, geçişlere, sentezlere ve dışlamalara şahit olan Aliya’nın din, ideolojiler, rejimler ve İslam’ı konumlandırışına yer veriyor. H. Ramazan Yılmaz ve Yusuf Ziya Gökçek ise Aida Begic sinemasını Aliya’nın sanat anlayışı ekseninde değerlendiriyorlar. Makalede “Üçüncü yol” yaklaşımı doğrultusunda bir sinema pratiğine yakınlaşan Begic’in teori ve pratik ile sanatı yaşadıkları coğrafyaya hakim olan faydacı tutumlar karşısında var olma sürecini vurgulanıyor.

On makaleden oluşan bu kitap ile Aliya İzzetbegoviç’in fikri ve fiili mücadelesini anlamak, onun “Doğu ile Batı arasında İslam birliği ideali”ni yeniden düşünmek ve günümüzde bu bağlamda yapılan çalışmalara temel oluşturmak hedefleniyor. 

İLEM - İlmi Etüdler Derneği

TARAFINDAN HOST EDİLMEKTEDİR.